- SPOTLIGHT -
 
One life, live it!


Son dönemde online medya ile ilgilenenlerin dilinde bir Second Life'tır gidiyor. Online ortamda bir hayat yaşamak üzerine kurulu bir simülasyon oyunu Second Life. Diğer bildiğimiz oyunlardan (eskilerin çapkın Larry'si, sonraların Sim City'si gibi) en büyük farkı, oyunun oynayanlar tarafından genişleyebilmesi ve kurgusunun oynayanlar tarafından belirlenebilmesi. Yani oyuncular içeride iş kurabiliyor, birşeyleri değiştirebiliyor, birşeyler satın alıp yatırım yapabiliyor. Yani interaktivite gerçekten çok yüksek.

Bu yoğun ilgiyi ve trafiği gören pazarlamacılar (daha çok reklamcılar), hemen bunu bir "hype" haline getirip bundan da fayda sağlamak istediler doğal olarak. Dergiler sayfa sayfa yazılar yazmaya başladı, bloglarda Second Life günlükleri çıkmaya başladı. Haberlere göre markalar mağazalar açıyor, iş fırsatları kovalıyorlar.

Ben bunu kocaman bir balon olarak görüyorum. İnternet’in hayatımıza kattığı ve bir süre sonra unutulacak bir diğer balon. Neden mi?

* Her şeyden önce yeni bir fikir değil, sadece teknolojik desteği artırılmış bir simülasyon.

* Kopya edilemez değil, hatta Second Life'tan önce çıkmış bu tarz oyunlar da vardı (tek eksikleri pazarlamacıların desteğini alamamış olmaları veya mecra olarak konumlanmamaları).

* En önemlisi, insanlar buraya gerçek dünyanın karmaşıklığından ve yapaylığından uzaklaşmak için ilgi gösteriyorlar. Ama gelin görün ki bu ticari çabalarla, orası da gerçek hayattan farksız hale geliyor. Yani yalanın, yalanını oynuyoruz.

* Son olarak, tüm markalar burada olursa markalara farklılaşma fırsatı yaratmayacağı için, artık burada olmayı tercih etmeyeceklerdir.

Peki şu an neden mi ilgi gösteriyorlar? Cevap yine çok basit. Şu an burada bulunmanın maliyeti, bulunmayarak alınacak olası riskin maliyetinden çok çok daha düşük. Bkz.: www.milliondollarhomepage.com


Alper Akcan
www.marketingma.com