|
Şirketteki herkes şaşkın. Arkadaşlarım da… "Pazarlama fuarı mı?". "Aynen öyle" diyor ve başlıyorum anlatmaya. Kolay değil. Bir "ilk"i anlatıyorsunuz insanlara. Pazarlamacı mantığını aşamamış bir ülkede, pazarlama fuarı yapmak! İddialı iş. Ama yapılıyor. Hem de her yıl bir öncekinden daha gelişmiş olarak.
Geçen yıl katılmıştım ilk olarak. Bu yıl ikincisi. Pazarlama, reklam, promosyon, lojistik, halkla ilişkiler, pazar araştırmaları konularına biraz yakınlık duyan her işletmenin ve bireyin katılmasını beklediğim bir organizasyon. Başlıklara bakınca TÜYAP'ın yetersiz bir alan olması gerekiyor. Kuyrukların olması ve medyanın diline pelesenk olması. Ama öyle değil ne yazık ki!
Perşembe sabah açılışa katılırım umuduyla erkenden kalktım ve çoook uzaklardaki fuar alanına yetişmeye çalıştım. Ufak bir geç kalış, bir sonraki servisi beklememe neden oldu. Geç oldu ama oldu. Gittim.
Nedense öncelikle standlara uğradım. Acaba yeni oyuncular kimler, yeni sahneler nasıl diye. Sahne deyince anmadan geçmek olmaz. Tiyatro ve sinema dünyasından tanıdık yüzler Marketingist'teydi bu yıl. Açılışa küçük bir gösteri ile iştirak etmişler. Ben fuarın ikinci gününün son aktivitesi için Interexpo salonunda Vestel'in başarı öyküsünü dinlemek için Levent Hatay'ı beklerken, arka sıralara bir göz gezdirmiş ve tam bu sırada Mustafa Avkıran'ı ve Derya Alabora'yı gördüğümü sanmıştım. Yanımda Marketing Türkiye'den Ferruh Bey vardı.
"Ferruh Bey, gözlerim beni yanıltmıyorsa, sanat dünyası pazarlamayı keşfe mi çıktı?" Soruma olumlu yanıt aldım. Pazarlama hayatın her yerinde olmalı idi ve bunu insanlara anlatmak gerekiyordu. En iyi çıkışı bir fuar ile yapmak gerekirdi, ki yapılan da bu. Yediğimiz ekmekten (Komşu Fırın) tutuğumuz kaleme (Leccepen), evimizdeki dekordan (İç Mimarlar Odası) güvenliğimize (Şimşek Güvenlik), ışıltılı tabelalarımızdan (Ateş Neon) fikirlerimize (Project House), haberciliğimizden (Cihan Haber Ajansı) bilgisayarımıza (HP), yazıcımıza (Xerox), matbaamızdan (Mikado) müziğimize (Müyap), sinemamıza (Fida), bayrağımızdan (Eser) kurum haberlerimize (Kurumsal Haberler)… Hepsi ve dahası pazarlamanın içinde başlıklar. Bu başlıklar yani hayatımız, şirketimiz, bireyimiz pazarlama ile tanışsın diye, dünya ile yarışsın diye ciddi emek sarfedilmişti. Bu emeği gördüğüm için ufak aksaklıkları dillendirmeyeceğim. Biliyorum ki her yıl daha iyisi için çaba sarfediliyor. Bu işte emeği geçen herkesi takdir ediyorum.
Seminerler, paneller, forum alanları, konferanslar. Onlarca konuk ve onlarca konuşmacı. Pazarlamayı yeniden ele alalım ve diyelim ki "Pazarlama adına tüm bildiklerinizi unutun! Sil baştan pazarlama öğrenelim."
Pazarlamayla ilgili herkesi meraklandıran bu fuar, en çok pazarlama bloggerlarını heyecanlandırdı. Orada olup bitenleri, gözlemlerini Marketingist blogundan canlı canlı yazarak bu heyecanlarını fuara iştirak edemeyenlere aktarmaya çalıştılar. Onlardan biri olmak güzeldi.
Daha çok şey yazılabilirdi belki. Ama ben şununla yetineceğim: "Pazarlamayı seviyorum"
Pazarlama beni şımartıyor. Marketingist hediye gibi. Çok istediğim bir şeyin bana hediye edilmesi gibi bir şey. Şımardım ama kapris yapmayı da ihmal etmeyeceğim. (Tüyap çoook uzak ve seneye İsmail Kaya, Mehmet Oluç ve Ömer Baybars Tek'te olsun:))"
Arzu CİHANGİR
http://pazar-lamaca.blogspot.com
|