- SPOTLIGHT -
 
Google : Yaratıcılığın, internet kullanıcısı için çalıştırıldığı, alçak gönüllü dev şirket!


Kendimi Google markasının bir evangelisti olarak nitelendirebilir miyim? Evet, öyleyim. Google’ın yaptığı hemen her şeyi çok beğenerek kullanıyorum, etrafımdakilere bahsediyorum, yetmiyor kullanmaları için ön ayak oluyorum ve hatta bazen abartıp ısrar ediyorum.

Nedir Google’ı bu kadar farklı yapan? Yaratıcılık, ilk aklıma gelen kelime oluyor Google ile ilgili. Internet’in bu kadar gelişmesinde, bu özgür beyinlerin ve yaratıcılığın katkısı çok yüksek. Yaratıcılık, bir laboratuar ortamında yapılıp benim masama gelmekte geciktiğinde, bunun benim gözümde değeri oldukça düşüktür. Ancak Google’ı, yaratıcılığı hayatımıza (en azından internet kullanımımıza) bu kadar hızlı ve başarılı soktuğu için seviyorum.


Tüm bu yaratıcı fikirleri, en temelde bir strateji üzerine kuruyor Google: Simplicity (yalınlık). Arka tarafta ne kadar kompleks teknolojilerin olduğu, bir kullanıcı olarak beni ilgilendirmez; ben sevdiğim yazarla ilgili bilgiyi nasıl kolay bulurum (Google Search), aradığım mağazaya en kolay nasıl giderim (Google Maps), aradığım videoya nasıl ulaşırım (Google Video), en kolay ve sorunsuz e-mail hesabını nasıl oluştururum (Gmail), bu e-mail hesabımla bir Anında Mesajlaşma uygulamasını nasıl birleştiririm (Gtalk) ve belki de en çok kullandığım, en kolay nasıl bir blog oluşturabilirim kendime (Blogger) sorularının cevaplarına bakarım. İşte bunlar, Google’ın internet hayatımızı kolaylaştırmak için sunduğu hizmetlerin sadece bazıları.

Bir kullanıcı olarak Google’a olan beğenimi açıkladıktan sonra, bir de iş dünyası gözlüğü ile tespitler yapmak isterim. Google’ın garajdan çıkan bir proje olarak doğup, 120 milyar doların üzerinde bir değere gelmesindeki en önemli etken, hayata geçirdiği ticari modeldir; “internet özgür bir ortamdır, buradaki servisleri kullanmak (eğer özel ve dedike bir servis kalitesi garanti etmiyorsanız) ücretsiz olmalıdır. Internet dünyasının oyuncuları, gelirlerini kullanıcı dışındaki bir takım kaynaklardan yaratmalıdırlar; örneğin reklâmlar” İşte bu iş felsefesi ile büyüdü ve bu kadar yüksek değerlere çıktı. Kazandıklarının da büyük bir kısmını ARGE’ye yatırdı ve daha küçük ama büyüme potansiyeli yüksek şirketleri almak için kullandı ve kullanmaya devam ediyor. Google Adwords, reklam verenler için verimliliğin ve optimizasyonun maksimum seviyeye çıkartılmış bir halidir. Artık reklam veren olarak, boşa paralar saçmayacaksınız, gerçekten sitenize gelen, doğru kişiler için para ödeyeceksiniz

İçerikle ilintili reklamların gösterilmesi, CPM (cost per mille: bin gösterimin bedeli) ve CPC (cost per click : bir tıklama bedeli) gibi kavramlar sayesinde, doğru kişilerin gördüğü reklamlarınızdan, sitenize yönelik aksiyon alması sağlanıyor ve pazarlama harcamalarınız boşa gitmemiş oluyor. Bir çok şirket web sitelerini yaptı, şimdi sıra bu sitelere müşteri çekmekte. İşte Google Adwords burada devreye giriyor. 2005 yılında 6.15 milyar dolarlık gelirin sebebi böylelikle daha kolay anlaşılabiliryor (Tüm online Pazar gelirinin %49.2’si). 2006 birinci çeyrek rakamı ise daha da büyüleyici : 2.3 milyar dolar ciro, 592 milyon dolar net kar!


Google’ın çalışanları için mottosu çok basit: “Don’t be an Evil” (şeytan olma). Bununla ilgili aklıma gelen ilk kısa benzetme "win-win ilkesi" oldu. Evet Google bunu kendine motto edinmiş. Kimlerle beraber kazanıyor peki? İlk olarak kullanıcıları ile, en doğru reklamı en doğru kullanıcıya gösteriyor. Bombardıman altında hissetmiyorsunuz. Kazandığı paranın büyük kısmını yeni ürünlere (kullanıcıların hayatını kolaylaştıran, ücretsiz) yatırıyor. İkinci olarak iş ortakları ile beraber kazanıyor, onları ezmeye çalışmıyor. İş ortakları en temelde yayıncılar ve uygulama geliştirenler. Yayıncılara AdWords'ten kazandığı paranın ciddi bir kısmını ödüyor. Büyük veya küçük farketmeden, AdSense sayesinde en az tıklama alan blogger bile Google'la kazanabiliyor. Son olarak müşterileri ile kazanıyor, yani reklam verenlerle. Online reklamlar sayesinde elde ettikleri ROMI o kadar yüksek ki, reklam verenler Google'a para öderken hiç de çekinmiyor, gocunmuyor. Kitlesel medya sahipleri bunu ne kadar kıskansalar azdır. Ve son olarak rakiplerine karşı şeytan olmuyor. Biliyor ki, gelişen bir servis ve pazar, ancak rakipleri ile işbirliği içerisinde büyür. Code of Conduct'ı yazılmamış hiç bir iş, bir yıl sonra gelirinizi garanti etmez. Online reklam pazarını büyükmek için, reklam verenleri ve yayıncıları, SEM (search engine marketing) konusunda sürekli eğitiyorlar, bunun için paralar harcıyorlar.

Burada Adsense’e biraz daha zaman ayırmak isterim. Google, tüm yayıncıların ilgili reklam gösterimlerinden para kazanmalarını sağlıyor ve destekliyor. Artık büyük küçük her türlü yayıncı, içeriğinin başarısı ile alakalı olarak para kazanabilir. Bu da yayıncılık ortamında, büyük grupların tekelini ortadan kaldırıyor. Önemli bir detay; Google 2005 gelirlerinin %43’ü Google markalı olmayan sitelerden, yani Adsense aracılığı ile Google reklamları yayınlayanlardan. Buradan, Google’un yayıncıları ne kadar desteklediğini anlamak mümkün.


Yakın gelecek için Google söylentilerinden de bahsetmek gerekirse; Google’ın bir işletim sistemi yazma aşamasında olduğu, bununla beraber genişbant bağlantılı hiçbir bilgisayarın işletim sistemi veya temel bir yazılıma para ödemesine gerek kalmadan, tüm uygulamalarını internet üzerinde, Google servisleri ile çalıştırması konuşulan konulardan bir tanesi. Projenin adı Google Hard Drive. Düşünsenize, nasıl olsa hep onlinesınız. Neden Microsoft Office’e ihtiyaç duyasınız? Google Office’e girer dosyalarınızı oluşturur, ister gönderir, ister print eder ve sonunda Google Hard Drive’a kaydedersiniz. Siz dosyalarınızı oluştururken de yazdıklarınızla alakalı reklamlar yan tarafta yer alır, ilgili olduklarınıza tıklarsınız. Tabi ki, bu sadece bir söylenti, ama Google yaparsa şaşırmamak lazım. Sadece online’da değil, Google Desktop ile kişisel hard diskinizde de en büyük yardımcımız olan Google’ın ofis uygulamalarına adaptasyonu çok zor olmayacaktır.



Bunların yanında Google’ın mobil pazarda da hızla yol alacağı şüphesiz. Şu bir gerçek ki, mobil telefon (dolayısıyla internet) penetrasyonu, sabit hat internet penetrasyonunun çok üzerinde. Dolayısıyla Google buradaki fırsatları da değerlendirecektir. Zaten Google Search Mobile şu an devrede. Ayrıca Google Maps Mobile da yeni devreye alındı; www.google.com/gmm dan telefonunuza ücretsiz bir yazılım indiriyorsunuz ve Türkiye dahil bir çok ülkenin sokak sokak haritaları cebinize geliyor. Böylelikle, Google da hem daha kişisel hem de lokasyon tabanlı reklamları karşınıza getirebiliyor; daha değerli reklam alanları yaratmış oluyor.

Google ürün yönetiminde dikkat çeken bir konu da, samimiyeti. Markanın konumlanmasında zaten süreklilik gösteren ve kullanıcılar tarafından kabul görmüş “samimiyet” ve “sizin için, sizden birisi” yaklaşımları sayesinde, Google her ürününü önce Beta olarak sunuyor. Ürünlerde eksiklikler-aksaklıklar olabiliyor. Ancak kullanıcı gözündeki kredisi çok yüksek olduğundan, bu tüketiciler gözünde Google’a olan sempatiyi azaltmıyor, aksine düzelteceğini bildiğinden geri bildirim gönderiyor. Kullanıcıların gözünde bu krediye sahip marka sayısı çok az günümüzde.

Türkiye de Google için stratejik bir Pazar olsa gerek ki, Google Türkiye ofisi açıldı. Şimdilerde kadro kurmaya çalışan Google, özellikle SME pazarı büyük potansiyel taşıyan, genç nüfusun yüzdesi bu kadar büyük olan, geniş bant erişimin hızlandığı bu ülkeden beklentilerinin yüksek olması anormal değildir. Ben eminim ki, bir çok Türk genci de, yaratıcı ve kıvrak zekaları ile Google’da yönetim seviyelerinde yer alacaktır.

Google'la ilgili söylenecek çok söz var; ama en temelde “teşekkürler Google, interneti ve hayatımızı kolaylaştırdığın için” demek geliyor içimden. Bir de, tatil ve özel günler için hazırladığı logolara bayılıyorum; örneğin cadılar bayramı için yaratılan bu logo. Daha fazla logo için http://www.google.com/intl/en/holidaylogos.html

Alper Akcan

MarketingMa.blogspot.com