- SPOTLIGHT -
 
Google


Google'ı Google yapan özelliklerinden ilk aklıma gelenleri çok hızlı olması ve daha çok kaynağa erişim sağlaması. Google’ı keşfetmeden önce Altavista’yı kullanıyordum ama Google sonrası hiç bir arama motorunu kullanmadım. Hatta başlangıç sayfam bile Google.

Internet’te en önemli sorun aradığınız bilgiye ulaşamamak. Evet, her yer bilgi kaynıyor ama doğru yere bakmadığınız sürece hiç bir şey bulamıyorsunuz. Çünkü her yerin bilgiyle dolup taşması tüm o bilgilerin gerçekten sizin istediğiniz şey olmadığı sürece hiç bir anlam ifade etmiyor. Benim bu alandaki en büyük sıkıntım da bu işte. Google sorunumu %100 çözmüyor ama diğer arama motorlarına kıyasla daha çok çözüm sunduğu ortada.


Ama Google’ı temelde her ne kadar bir arama motoru olarak görsem de sempatim var kendisine karşı. Bilimkurgu romanlarında karşımıza çıkan sevimli robotlar gibi. Yani gündelik görevlerini yerine getirirken arada da hınzır espriler yapan bir robot o.

Mesela günün anlam ve önemine göre Google’ın ana sayfasına resim koyması (Arthur C. Doyle’un ölüm yıldönümünde Sherlock Holmes resminin üst tarafta yer alması), “failure” kelimesi aratınca Bush’un otobiyografisiyle karşılaşılması...

Üstelik özelleştirme olanakları giderek artıyor; yakında herkesin tamamen kendine özel bir Google’ı ve Google hizmetleri bile olabilir.

Bir de insanların Google’a yüklediği anlamları unutmamak lazım; mesela tanınma göstergesi haline gelmesi gibi... Açıkçası ben bile Google’da bir kişi ismini arattığımda bulamazsam o kişinin silik biri olduğu izlenime kapılıyorum. Benim ismim mi? Çok söz etmeye değmez : )

Google'ın gerçekten ortada herkesi hayrete düşürecek ya da yakından izlenmeye değere bir stratejisi var mı bilmiyorum. Bir çok şirketin yaptığını yapıp genişlemeye devam ediyorlar.

Arama motorundan yola çıkıp birbirine yakın işlerle gelişmeye devam ediyorlar. Ancak buzdolabı üretmeye kalkarlarsa dikkatimi çekebilirler.

Bu şekilde ilerlemeye devam ettikleri takdirde büyük bir bilgi merkezi haline gelebilirler. Bir de daha fazla veri madenciliği yaparlarsa daha da sağlam bir şirket olurlar.

İhtiyacı doğru tespit edip hatta doğmamış ihtiyaçları bile tespit edip bunu başarıyla sunuyorlar. Hatırlıyorum da ilk Gmail çıktığında insanlar “1 GB’lık e-mail mi?”, “ne gerek var?” , “Google saçmalamış” filan diyorlardı ama artık herkes gmail almaya çalışıyor. Bir de Gmail’in hala davet etme prensibine bağlı kalarak çalışması da diğer e-mail hizmeti sunan şirketlere fark atmasını sağlıyor.


Google'ın bir tehdit oluşturduğu görüşüne katılmıyorum. Bence etraf komplo teorileriyle kafayı bozmuş insanlarla kaynıyor. Google’ın bu kadar bilgi toplamasından ve Google Earth vb. programlar ortaya çıkarmasından endişe duymuyorum. Çünkü bir çok şirket ve devlet kuruluşu zaten hakkımızda bilgi topluyor. Eskiden biraz daha paranoyaktım bu konuda ama şöyle bir gerçek var ortada; Internet’te olmasa bile günlük yaşantımızla ilgili bir çok ipucu bırakıyoruz etrafımızda. En basitinden kredi kartları... Gerçi bu datalar Internet kadar ulaşılabilir değil ama yapabileceğimiz bir şey yok ki? Bunun tek çözümü Internet kullanmamak.

Bir de şunu anlamıyorum; ki bu da Google’ı tehdit olarak görenlerin gözümde daha da anlaşılmaz bir noktaya gelmelerini sağlıyor; neden kimse bu datalarla yararlı bir şey yapılacağını düşünmez. İlla birileri sırf dünyayı ele geçirmek için mi bilgi toplar? İyi şeyler düşünmeliyiz!

Öte yandan, Google’la ilgili bir komplo teorisi yaz derseniz yazılacak çok şey var. Mesela kullanıcılarla ilgili bilgileri aslında Gizli Servisler kullanıyor olabilir. İnsanların zayıf yönleri araştırılıyor olabilir. Ünlü kişilerle ilgili tatsız bilgiler toplanıp şantaj için kullanılıyor da olabilir. Hatta Google mini bir devletin kurduğu şirket de olabilir ve dünyayı ele geçirme planlarıyla da uğraşıyor olabilir. En sonunda yeryüzünde Internet tabanlı çalışan tek şey Google hizmetleri olabilir ve topyekün Google’a bağımlı hale gelebiliriz.

Açıkçası Google ile ilgili bir komplo teorisi yazmak istemiyorum çünkü bu tarz şeyler daha sonra efsane şeklinde kulaktan kulağa yayılıyor ve olumsuz tepkiler artıyor. Kuyuya taş atan çok deli var; onlardan biri de ben olmayayım... Yine de insanın kafasına “acaba”lar takılıyor; “acaba Google sandığım kadar masum değil mi? Yoksa, yoksa ???”. Şaka şaka...


Google Türkiye'nin başında olsaydım, sokaklara ve dükkanlara sadece arama motoru olarak kullanılabilen mini bilgisayarlar yerleştirirdim (evet biraz maliyetli ama sonuçta Google Türkiye’nin başına geçemeyeceğim için sanırım biraz uçma hakkım olmalı). Bu mini bilgisayarlar sayesinde kafamıza takılan her şeyi anında bulabilirdik. Mesela sokakta yürürken aklınıza “dimağ” sözcüğü mü geldi; hupps; bir mini Google bulun ve kafanıza takılana kavuşun. Ya da şarkı sözleri de olabilir. Hatta bu mini Google’ların yazıcısı da olmalı. Böylece arkadaşınızı sinema için beklerken biraz sonra izleceğiniz filmle ilgili bilgileri okursunuz; hem canınız sıkılmaz hem de bilginiz artar. Slogan gibi oldu biraz. Üstelik bu tarz uygulamalar insanların okuma isteğini de artırabilir!

Gaye Ör
Eylulce.wordpress.com