|
22 Kasım Çarşamba günü Hilton Convention Center’da gerçekleşen Etkileşimli Pazarlama Zirvesi: Pazarlama 2.0, içerik olarak oldukça zengindi. Birçok marka yöneticisi, akademisyen ve sektör profesyonelinden ondan fazla sunum dinledik, "etkileşimli pazarlamayı" etkileşim içerisinde öğrendik. Tüm konuşulanlardan not defterime aktardıklarım ise altını çizdiğim önemli sözler oldu...
Barbaros Uygun, Amerika'daki iki eyalette, İnternet pahalı diye televizyona reklam verme kararı alındığını söyledi. Etkileşimli pazarlamada ölçmenin önemini ise şu sözle dile getirdi: "Ölçümlenme altyapısı olmayan interaktif pazarlama projesi motorsuz bir otomobile benzer."
Fatoş Karahasan "marka"yı çeşitli şekillerde tanımladı. Bence en güzeli: "Marka, müşterinin beyninde yer kazanmaktır" tanımıydı. İzleyicilerin %68’inin reklam görmek istemediği bir dünyada geleneksel pazarlamanın sınırları zorladığını ve artık "yeni pazarlama dili"nin hüküm sürdüğünü söyledi. Etkileşimli pazarlamada başarılı olabilmemiz için bize "İnternet marka testi" yaptı ve çeşitli sorular sordu: "İhtiyaçtan yola çıkıyor musunuz, korkuları göz önüne alıyor musunuz, odaklanabiliyor musunuz, fark yaratabiliyor musunuz, gözler için neleriniz var, kulaklar için neleriniz var, iyi bir iş modeliniz var mı, gerçekten interaktif misiniz, esnek misiniz, eğlenceli misiniz, hızlı mısınız, bir hikâyeniz var mı, cömert misiniz ve içerik tasarımınız nasıl?" Bu sorulara verdiğimiz cevaplarla İnternet projemizin başarısını ölçebildik. Konuşmasını İnternet'in "yeni mecra" değil "selective mass media" olduğunu söyleyerek bitirdi.
Alemşah Öztürk, tüketici tarafından yaratılan içeriğin önemine değinirken hayatımıza giren yeni kavramlardan bahsetti: "Katılım, etkileşim, beraber üretmek, deneyim, virütik pazarlama, sosyal ağ, sanal kişiliğimiz, kişiselleştirme, duruma uygun içerik, paylaşım ve yeni fikirler"... Etkileşimli pazarlamayı kısaca özetleyen bu kelimelere bir de fundable, sosyomat, ziki, lonelyplanet, synthravels gibi bu hafta sona ermeden girilecek İnternet sitelerini de ekledi. Ve geleceğin "tüketicide" yani bizde olduğunu söyledi. Sunum bittiğinde ilk yapmak istediğim şey bir an önce İnternet'e girip gözden kaçırdığım birkaç siteyi ziyaret etmekti!
Bülent Boytorum, gelecek kehanetini tek cümleyle açıkladı: "Gelecekte tüm medya tüketiminin tek dağıtım kanalı ile yapılması mümkün olacak."
Cüneyt Devrim, interaktif pazarlamanın ne olduğunu anlatmak için ne olmadığını söyledi: "Alternatif, yeni mecra ve İnternet değildir."
Aybars Kızılsencer, İnternet'ten gerçekleştirdikleri Soyak evleri satışının başarısını 4 önemli etkene bağladı: "stratejik yaklaşım, entegre altyapı, şirket katılımı ve markanın gücü."
Türkiye Vaka Analizleri moderatörü Tunç Kılınç bizi etkileşimin ilgi çekici bir örneği ile tanıştırdı. Fikir Atölyesi bloguna gelen soruları panel katılımcıları ile paylaşarak bizlere "İnternet etkileşimli" ilk soru-cevap seansını yaşattı.
Ancak günün yıldızı bence Cüneyt Arkın’dı. Hakan Senbir, Cüneyt Arkın’a etkileşimli pazarlama hakkında soru sorunca, Cüneyt Arkın verdiği cevapla not defterime girmeye hak kazanan diğer isim oldu: "Temel 25. kattan düşmüş. Yerde başına toplananlar ne oldu diye sorduğunda 'Valla bilmiyorum, ben de daha yeni geldim' demiş."
Günün başında belki çoğu kişi "yeni gelmişti" ama günün sonunda etkileşimli pazarlama hakkında Temel’den daha çok bilgi sahibi olduğumuz kesindi!
Meltem Günyüzlü
www.so-be.blogspot.com
www.marcomturkiye.com
|