- SPOTLIGHT -
 
Web iki sıfır deyince, ben de “kimi yeniyor” diye sormuştum isimli yazı, versiyon 1.0 (A Beginners Guide to Web 2.0)


Birgün bir kalktım, herkesin ağzına bir “Web 2.0” lafı yapışmış gidiyor. Web’in maç yapmakta olduğunu ve 2 gol attığını sandım ilk önce. DOS maçı da ben kapattığımda hâlâ 6-0 idi. Web’in de, DOS’un da, diğer yazılımların da bu maçları kiminle yaptığını henüz anlayabilmiş değildim. İki rakipli maçlar da “kesmez” oldu herhalde ki, bazı yazılımlar 2.0.1 gibi üçüncü bir rakip aldılar aralarına.

Web’e şimdiye kadar 1.0 diyen olmadığı için, “ikinci nesil” Web’e 2.0 dendiğini anlayıncaya kadar olan bitenleri özetledim yukarıdaki paragrafta. Yazılımcı arkadaşların geliştirdikleri her yazılıma bir “gol” daha ekleyip “clean sheet” ile maç bitirmeye alışmış olmalarından kaynaklandığını DOS ile ilk tanışmamda anlamıştım. O sıralar tıfıl bir bilgisayar kullanıcısı olarak, yeni çıkan bu “skorer” DOS versiyonlarında, bir önceki versiyona göre neyin değiştiğini anlayamıyordum. Şimdi MSN Messenger’ın versiyonları arasında da çok büyük bir isim değişikliği olmadıkça ne fark olduğunu anlayamıyorum ama bu önemli değil.

Web 2.0’ı, bir acemi olarak özetlemek gerekirse cep telefonlarından bir örnek vermem gerekiyor. İlk cep telefonlarında gelen mesajı okumak için hep “sağa” giderdik, şimdiki cep telefonlarında mesajları okumak için “aşağıya” doğru iniyoruz. Web 2.0 için en basit anlatım bu olabilir. Eskiden Web sitesi bir defa yapılır ve Web’e yerleştirilirdi. Şimdi Web’e koyulan her şey kendi kendine değişebiliyor veya kullanıcısı tarafından değiştirilebiliyor.

Bu durumda akla gelen bir soru, neden Web 1.0’ın bu özellikleri taşımadığı olabilir. Günümüzün buluşları tıpkı otomotiv endüstrisi gibi, gözlerimizin önünde gelişimlerini sürdürüyor. Web 1.0 ile “İnternet” adı verilen keşif, emekleme evresini tamamlayarak Web 2.0 ile yürümeye başladı. Web sitelerini “İnternet alışveriş merkezi” isimli sanal bir binada açılan “durağan mağazalar” olarak görenler, web 10.0 önde bile olsa böyle düşünmeye devam edecektir elbet. Ama mağazanıza gelen müşterilerin de mağazanızda değişiklik yaparak orayı kendi evleri gibi hissetmesini sağlamazsanız, işletmenizin eksik kalacağını bilmek bile Web 2.0’ı anlamaya yetiyor. Müşterilerinizden alacağınız bilgiler, onlara sağladığınız hizmet veya üründen daha pahalı olmasına rağmen siz bunu Web 2.0 sayesinde rahatlıkla “bedavaya” alabiliyorsunuz. Yeter ki onlara, size ulaşabilecekleri bir “pano” verin. “İnternet’te sağlanan demokrasi” cümlesi de bir başka açıdan Web 2.0’ı anlatmaya yeterli olabilir. Durağan web siteleri yerine, kullanıcılarının katılımlarıyla ve düzenlemeleriyle oluşmuş “bilgi binacıkları” var. Önceki hallerinin aksine artık bir “bilgi yığını” değiller çünkü, artık “tüketici dili” ile yazıldıkları için ihtiyacınız olan bilgiyi alıp giderek kendinize daha fazla zaman ayırmanızı istiyorlar. Aynı browser’lar ile daha farklı dünyalarda geziyorsunuz. Üstelik hiç kaybolmadan.

Cep telefonlarında, “yeni nesil” olarak adlandırılan bu “geliştirme”, söz konusu İnternet olduğunda, yazılımcı yaklaşımı ile 2.0 olarak adlandırıldığı için farklı bir algılama bırakmış olabilir. Otomotiv endüstrisi bile gelişimini sürdürürken, henüz “yeni” sıfatını üzerinden atamamış buluşlar olan GSM teknolojisi ve İnternet’in, bir ürün olarak nihai haline ulaşmamış olması sanırım daha kolay anlaşılabilir bir şey.

Peki bunca hengâmenin sebebi ne? Yalnızca şu: Web’in tamamen interaktif hale gelmesi. Müşterinin/kullanıcının/ziyaretçinin bilgi yığınından çıkmasını sağlaması ve kendi bilgisini de herhangi bir HTML kodu bilmeksizin bu havuza bırakabilmesi. Artık bu havuzda yüzen ördeklerin “yüzme eğitimi” almasına gerek yok. Herkes bir web enstrümanı açabilir ve bunun için herhangi bir HTML eğitimine gerek yok. Web 2.0’ın sağladığı bu fırsat ile dünyada çapında bir “katılımcı üretim” sistemi geliştiriliyor. Bunun sonu nereye varacak diye sorarsanız, bence her şeyin bir alette toplanacağı “gelecek zaman”. Ama yine de “işin sonunu” düşünmektense, Web’in bir tarafından tutup ona alışmakta fayda var. Sonunu düşündüğümüz işlerin neredeyse tamamının “evdeki hesaba uymaması” ihtimali daha fazla oluyor.

Wikipedia, bloglar, kullanıcıyı ön planda tutan yeni nesil web siteleri gibi ürünler, bu farklılığın eserleri. RSS’lerin eklendiği web siteleriyle artık İnternet’te uçanı kaçanı takip edebiliyorsunuz rahatlıkla. Sözlüklerde bile RSS’lerin olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Düşünebiliyor musunuz? Pluto’nun gezegenlik haklarının elinden alınması, ders kitaplarından önce bir bilgi olarak Web 2.0 ile çoktan değiştirildi bile. İzleyici konumunda kalan kullanıcılar artık birer “içerik üreticisi” konumuna geldi. Yani üretim teknolojisinde yüzyıllar süren gelişmelerin ve yapılan devrimlerin tamamından fazlasını, on sene gibi kısa bir sürede yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz.

Web 2.0 öndeyken, bu yazıya son verelim. Şimdilik gol yiyecek gibi görünmüyor. 3.0 olduğunda bakalım nelerle karşılaşacağız. Hepimiz beginner’ız bu dönemde. RSS’li beginner’lar.


Murat Kaya
www.muratkaya.net