- SPOTLIGHT -
 
EPZ 2006’dan izlenimler


Dünyadaki en büyük icat nedir diye sorulduğunda nedense ilk önce "yazının bulunması" diye düşünürüm. Sonra da oturup "Bu soruyu niye soruyorlar ki?" derim içimden. Telefona, televizyona, aynaya ve hatta domatesin bulunmasına "en büyük icat" muamelesi yapabiliriz belki, ama geçmişi günümüze taşıyan enstrüman "yazı"dır.

Dünyadaki düzeni yazı kadar etkileyen bir buluş daha gerçekleşti geçtiğimiz yüzyıl içerisinde. Bu da İnternet idi. Yazı bulunduktan sonra "Bu ne işimize yarayacak bizim? Çok büyütüyorsunuz ama" diyenler de olmuştur muhakkak. İnternet için de oldu, oluyor ama her geçen gün İnternet üzerinden yapılabilecek şeyler de çıkıyor.

Etkileşimli Pazarlama Zirvesi’ni izlerken, ben daha çok bunları düşündüm. Yazının bulunmasının üzerinden binlerce yıl geçmesine rağmen hâlâ, "yazı" ile ilgili yapabileceğimiz yeni şeyler çıkıyor. İnternet ise henüz "yeni" etiketini üzerinde taşıyor sayılır ve bununla yapılabilecek şeylerin sınırını görmeye dünyanın ömrü yetecek mi bilemiyorum.

Sevgili Alemşah’ın sunumunda bir slayt vardı: Dünyanın en güçlü insanları, en büyük firmaları gibi listelerin benzeri bir sıralama gösterdi. "Dünya için önemli olan kişiler listesi" şeklinde çevirebiliriz belki. Birinci sırasında "siz" yazıyordu. Yani her "üreten tüketici". Yazının bulunması yetmedi, gelecek nesillere aktarmak için bir şeyleri "yazmak" gerekliydi. Şimdi "yazanları" hatırlıyorsak bunun sebebi, "yazanların" o dönem için de "üreten tüketici" olmalarıydı. Bu dönem için de "üretici tüketici" olmamız gerekiyor tabii ki. Analog saatler, dijitalleri ile değişiyor.

Garanti Bankası sunumunda öğrendiğimiz şey de ilginçti. Garanti Bankası’nın, İnternet şubesini kapatması durumunda, müşterilerinin ihtiyaçlarını eksiksiz karşılaması için 4000 şube daha açması gerekiyormuş. Belirli noktalara banka şubeleri açıp müşterilerin oraya gelmesini beklemek devri kapandı ve bir İnternet şubesi açıp müşterinin istediği yerden oraya ulaşması sağlandı. Televizyon, sinemayı öldürdü mü yani?

Birbiri ile ilintili noktalarda ortaklaşa çalışmayı da beraberinde getiriyormuş "etkileşimli pazarlama". Nasıl mı? Konut kredisi kullanmayı düşünen müşteriye, konuta aradığı yerde ulaşmayı sağlayan mecra internet. Yine Garanti Bankası, son zamanlarda sıkça duyduğumuz emlak sitelerine koyduğu küçük bir pencere ile konut kredisi hakkında ayrıntılı bilgi verebiliyormuş. Konut satışı yapılan her ofise, bankaların birer eleman gönderdiğini ve müşterilerinizi taciz ettiğini düşünün. "Bu evi alabilmeniz için size şu kadar faizli kredi veriyoruz" diyen banka çalışanları mı tercih edersiniz, yoksa evinizde pijamalarınızla oturmuş bilgisayar başında konut bakınırken size interaktif bir pencerede "konut kredisi" bilgisi veren bir yazılımı mı tercih edersiniz? "Yok, sadece bakınıyorduk" cümlesini kurmanıza da gerek kalmıyor tabii.

Etkileşimli Pazarlama Zirvesi’nde, yalnızca İnternet'ten satış yapma başarısını gösteren bir inşaat firması ile de karşılaştık. Soyak İnşaat’ın, güvene dayalı inşaat sektöründe, İnternet'in getireceği güvensizlikleri nasıl yıktığını izledik. Bu satışlar sırasında satış ofisini kapatması ve hatta ofise kadar gelen müşterilere "ofisimiz kapalı, satışlar yalnızca İnternet üzerinden yapılıyor" diyebilmesi de ilginç geldi bize. İnsanları, ofislerde gösterilen maketler ve ödemelerin fiziki olarak yapılması ile web sitesinden görülebilecek maket ve ağ üzerinden yapılacak para transferi arasında hiçbir fark olmadığına ikna etmek için belki de daha uzun zaman geçmesi gerektiğini düşünüyorduk...

Sunumlar arasında Zapmedya’nınki, diğerlerine göre biraz daha "rakamsal" idi. Özetlemem gerekirse, İnternet'in televizyondan daha karmaşık bir mecra olduğunu ama buna rağmen hiçbir medyada olmadığı kadar da ayrıntılı veri sağlayabilmesi diyebilirim. Hani lezzetli bir yemeği yapmak için daha fazla zahmete girilir ya. Onun gibi. Hiçbir ziyafette de sandviç sunulmaz.

Hakan Senbir’in sunumu güzeldi. Cüneyt Arkın ve Türkan Şoray dublajının ardından sahneye Cüneyt Arkın’ı çağırması da "şaşırtıcılık" açısından etkili oldu. Cüneyt Arkın’ın web sitesi ekranda görünürken Hakan Senbir’in "etkileşimli pazarlama" ile ilgili sorusuna verdiği cevap hepimizi gülmekten kırdı geçirdi: "Temel yirmi beşinci kattan aşağı düşmüş, herkes toplanmış başına. 'Ne oldu Temel?' diye sormuşlar. O da 'Valla bilmiyorum, ben de yeni geldim' diye cevap vermiş." Cüneyt Arkın’ın sadece adam dövmediğini, etkileşimli pazarlamaya "güldürü" etkisi verebildiğini gördük. Merak edenler için adres www.cuneytarkin.com.tr (TR’yi unutursanız, gayriresmi web sitesi çıkıyor.)

Son bölümdeki soru cevap kısmı, Türkiye’nin İnternet markaları olarak adlandırılabilecek sitelerin temsilcileriyle yapıldı. Çember.net, Gayet.net, Bebek.com ve Yonja üzerine konuşuldu. Yonja yüzünden boşananlar olduğu gibi, Yonja sayesinde evlenen insanların olduğu hatırlatıldı. "Arkadaşlık" gibi geniş bir çerçeve içerisine oturtulduğunda, bazı şeylerin kontrolden çıkabildiğini hissettim bu konuşmalarda. Çember.net’in işe dayalı komünite kurması gibi, bebek.com’un da ebeveynliğe dayalı bir komünite kurmasının faydaları üzerine konuşmalar sırasında gayet.net’in de "testler" ve bu testler sayesinde elde ettiği tüketici bilgilerinin de bir kısmını öğrendik.

İnternet üzerinde daha nelerin yapılacağını görmek için belki binlerce Etkileşimli Pazarlama Zirvesi’ne ihtiyaç var. İlkini bu sene yaşadık ve oldukça zihin açıcı geçti. Marketing Türkiye’ye ve bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürler.


Murat Kaya
www.muratkaya.net