|
Sektörün neredeyse yarısı dalga geçmiş, kalan yarısı da dudak bükmüştü. "Şehirden o kadar uzakta ne işiniz var?" diyen reklam ajansı yöneticisi dostlarımızdan, hafta sonu İstanbul dışı kaçamakları varken Beylikdüzü’ne uğramak istemediğini açık açık söyleyememenin sıkıntısının çeken müşterilerimize kadar pek çok kişi, bu işin çok uzun sürmeyeceğini düşünüyordu.
2004 yılında derme çatma standlarla usülden katılma gereği duymuş firmaların yanında bizim standımız "biraz gereksizce para harcanmış" dercesine itina ile süzülür, standa gelen konuklarımız şirketin ne yaptığından çok, Marketingist’in ne olduğunu ve 2005’te tekrarlanıp tekrarlanmayacağını sorarak sohbete başlarlardı.
Marketingist, 2004 yılından beri uzunca bir yol katetti. Bu yürüyüşte 3 yıl boyunca Project House olarak Marketingist’e olan inancımızı bir an bile yitirmedik ve hem konferans sponsoru, hem de interaktif pazarlama sponsoru olarak elimizden geldiğince destek vermeye gayret ettik. Marketingist bizim için geleceği çok parlak bir bebekti ve hızlı büyüyeceğinden de hiç şüphe etmemiştik. Düşe kalka büyüyeceğinden de... Tıpkı bir bebek gibi.
2006’ya geldiğimizde, pazarlama profesyonellerinin gündeminde olan iki tane büyük organizasyon görüyoruz. Bunlardan biri yıllardır başarıyla süren ve kendi kulvarında tek olan Pazarlama Zirvesi, diğer ise fuar ve konferans mantığıyla, hedef kitlesiyle, farklı bir kulvarda koşan Marketingist. Project House, her ikisi içinde de pazarlama sektöründeki öncü rolü sebebiyle aktif olarak yer almaktan gurur duyuyor.
Gelelim Marketingist 2006’ya. Fuar alanına stand kuran firmaların büyük bir çoğunluğu, hiç olmadığı kadar özenli hazırlanmış gözüküyordu. Konuştuğum birçok firma sahibi, "Memnun musunuz?" soruma "Fena değil" ile "Çok iyi" arasında değişen cevaplar verdiler. Çok az ziyaretçi alan standların her biri için, aklımdan şu soru geçti: "Fuar ziyaretçisinin sizin standınıza uğraması için ne yaptınız?" Herhangi bir fuarda, sadece iyi bir standın veya iyi bir konumun, fuar ziyaretçisine yönelik bir marketing planı olmadan trafik çekebileceğini düşünmek, sanırım pazarlama kültürümüzün eksikliğinden kaynaklanıyor.
Pardon ama 300’den fazla firma standı, 3000’den fazla ürün ve hizmet, paralel konferans oturumları, eş-dostla karşılaşıp hal hatır sorma derken oraya gelen ziyaretçinin sizin standınızla daha fazla vakit geçirmesi için, dikkat çekmek için "Ne yapmalıyız?" sorusu olmadan fuarlara katılmanın da pek bir anlamı olmuyor doğrusu. Bu şekilde katılanların da, şikâyet etmeye hakkı olduğunu düşünmüyorum.
Project House olarak sadece Marketingist öncesinde standa trafik yaratmak için kurguladığımız "Smart Post" projesi, kioskumuzda oynattığmız pazarlama oyunu, Smart Marketing Journal üyelerinden gelen taleplerle ilettiğimiz ücretsiz davetiyeler, sanırım bizim standın bereketi oldu. (bu arada bütün Smart Post içeriklerine www.ph.com.tr ana sayfasından ulaşabilirsiniz, bu konuda yepyeni sürprizlerimiz de olacak ileride.)
Project House'dan 4 sunum
Konferanslar, her yıl olduğu gibi başlı başına ciddi ve tek kişi ile takip edilmesi çok da kolay olmayan dolu dolu bir içerik sundu. Project House ekibinin farklı üyeleri 4 sunum, 2 panel oturumunda etkileşimli pazarlama konusundaki en son trendleri, sektörün durumunu ve pazarlama konusundaki perspektiflerini katılımcılarla paylaştılar.
Marketingist 2006’nın ilk gününde, Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği (DPID) Başkanı sevgili Ayşe Eyüboğlu ve Galatasaray Üniversitesi’nden sevgili Doç. Dr. Hülya Uğur’la beraber sunduğumuz "Pazarlama İletişiminde Geçmişi Bilmek, Geleceği Görmek: Sektöre Retrospektif ve Fütüristik Bir Bakış" konulu konferansta pazarlama sektöründe bir zaman yolcuğuna çıktık. Ege Salonu tıklım tıklım doluydu. Pazarlamayı etkileyen hemen hemen bütün araçların Türkiye’deki geçmişi ile ilgili rakamları, toplumdaki dönüşümü ve pazarlama uzmanlarına bu dönüşümü gözlemlemenin nasıl fırsatlar sunduğunu aktarmaya gayret ettik. Sosyo-ekonomik seviye gruplarının hedef kitlemizi tam olarak ifade etmekte her geçen gün ne kadar daha aciz kaldığından, gelecekteki sosyal medyadan, pazarlama iletişiminin değişen araçlarından bahsettik, Kurtlar Vadisi’nden Myspace.com’a kadar uzanan canlı örneklerle, eğlenceli bir sunum oldu. Kim bilir, belki DPID, ileride bu sunumda bahsettiklerimizi bir kitap olarak da yayınlar? ;)
Benim yaptığım ikinci sunum, 30 Eylül Cumartesi günü, "Pazarlamada Yeni Toprakları Keşfetmek" başlığını taşıyordu. Sosyal medya, blogging gibi yarının pazarlama jargonuna eklenmesi hiç de uzak görünmeyen bazı kavramları anlamanın, bunları işiniz için nasıl kullanabileceğinizi uygulamalarla görmenin ve pazarlamanın yeni topraklarını doğru stratejilerle keşfetmenin yollarını anlatmaya gayret ettim. Sunum sonrasında, geçen yıllarda da olduğu gibi, bana ve Cüneyt’e İstanbul dışında da bu konuları konferanslarla paylaşmamız için pek çok davet geldi. Elimizden geldiği gibi icabet göstermeye gayret edeceğiz :)
Her şey güllük gülistanlık mıydı? Elbette hayır. Zirvenin açılış konuşmasını yapan Timothy Keiningham, simultane çeviri olmamasından, fuarı gezenler halı yerine bir hasır üzerinde yürümenin organizasyona yakışmadığından, yola çıkmak için şanssız bir saati seçenler trafikten, fuar alanında forum yapanlar gürültüden, bazı konferanslara girenler de uyutan içeriklerden söz etmedi dersek yalan olur. Eminim Marketingist 2006 ekibi bütün bunlardan haberdardır, gerekli geri beslemeleri almıştır ve gelecek yıl dikkate alacaktır.
Söz ekibe gelmişken, Marketingist’i var eden herkesi bir kez daha kutlamak gerek: Sevgili Günseli Ocakoğlu, sevgili Erdem Özel, ekibe nispeten yeni katılarak Marketingist 2006’da farkını hissettiren Serhad Öktem, Rota’nın her işe koşan yardımcı meleği Nazlı Özgür ve ismini sayamadığım daha pek çok ekip üyesine tekrar teşekkürler.
Marketingist 2007’de görüşmek üzere!
Serhat AKKILIÇ
|