- SPOTLIGHT -
 
Spor, Pazarlama ve İnteraktivite!


Spor müsabakası veya ilgili bir organizasyon bittikten sonra, ayrılıp giden taraftarlara/katılımcılara birileri güle güle derken, ben onlara hep uçup giden bütçeler olarak bakıyorum :) Neden mi?

İnteraktif tüm pazarlama iletişimi araçları, “sports marketing” için önemli bir iletişim platformu.

Herhangi bir spor pazarlaması organizasyonunda, organizasyonun öncesinde, organizasyon esnasında ve sonrasında, "Taraftar İlişkileri Yönetimi" şeklinde ifade ettiğimiz bakış açısıyla interaktif pazarlamanın pek çok aracının pazarlama profesyonellerinin hayatını kolaylaştırıp iş hedeflerine katkıda bulunması mümkün.

Her yıl yapılan o kadar çok spor etkinliği ve bunlara sponsor olan marka var ki, aslında markalarla özdeşleşmiş, geleneksel hale gelmiş etkinliklerden bile söz edebiliyoruz. Bu etkinliklere her yıl binlerce insanın gelmesi için yüklü miktarlarda para harcanıyor. Diyelim ki bunlardan birini yaparak 10,000 kişiyi organizasyonunuza getirdiniz. Organizasyon bittikten sonra, bu 10,000 kişi, elini kolunu sallayarak, onları oraya getirmek için çuvalla para dökmüş marka müdürlerinin gözü önünde, etkinlik alanından çıkıp gidiyorlar! ! Oysa gelen 10,000 kişinin tekrar gelmesini sağlamak için, interaktif pazarlama metodolojilerinden yararlanmak yeter de artar bile! Buna gerçekten inanamıyorum zira o marka müdürünün ertesi yıl, pazarlamanın tüm bileşenlerini kullanarak yine o kadar insanı oraya çekmek için aynı hatta daha da çok parayı harcaması gerekiyor! Ve biz gelen kişilerin bilgilerini dahi doğru bir şekilde almadan, kim olduklarını anlayamadan onlara güle güle diyoruz!

Köhne paradigma, oraya 10,000 kişiyi getirmenin başarı kriteri olduğunu kabul ediyor.

Genel Müdüre sunum yaparken kaç kişinin geldiğini söyleyip övünüyor.

İnteraktif pazarlama paradigması ise, gelen 10,000 kişi içerisinden kaç tanesinin gelecek yıl da izleyici olacağına, bunun için veritabanlarının düzgün ve hedef-odaklı oluşturulup oluşturulmadığına, birebir pazarlama adına neler yapılabileceğine bakıyor.

Oraya gelen her kişinin kaç dolara mal olduğuna bakıyor, gelecek yıl ne kadara mal olacağına bakıyor.

Genel Müdür'e kişi başına maliyeti, ağızdan ağıza pazarlama kurgusunun başarı oranını, gelecek yıl verisini topladıkları arasında kaç kişinin tek bir 360 derecelik interaktif pazarlama kampanyası ile yine gelebileceğini anlatan, başarı kriterlerini buna dayandıran çok az pazarlama uzmanı ve hizmet ajansı tanıyorum.

Ben hep “binlerce kişi getirdik! Yer yerinden oynadı!” diyen “event marketing” raporları okudum. Yıllardır da, hep o aynı on binleri, her yıl kapıdan içeri sokmak için, aynı mecralara, aynı pazarlama araçlarına, çuval çuval para döküldüğünü gördüm.

Gelecek yıl aynı spor organizasyonuna çekmek istediğiniz kişilerin büyük bir çoğunluğunun bu yıl gelen kişiler ile bir şekilde ortak noktaları olduğunu ve bu kitleyi interaktif pazarlama süreçleriyle yönettiğinizde, gelecek yıl kişi başına maliyetinizi önemli oranda indirebileceğinizi hiç düşündünüz mü?

Eğer Taraftar veya potansiyel kitlemizin veritabanını doğru yönetebilirsek, organizasyon öncesinde kitleleri bir araya getirmek için harcadığımız bütçeyi daha verimli kullanabiliriz!

İnteraktif pazarlama iletişimi planlarını uyguladığımızda, taraftar veritabanımızda kimlerin loca satın alabileceği, kimlerin düzenli olarak maça gelmesi için arada sırada ödül bilet almaları gerektiği gibi CRM muhakemelerini yapabiliriz!

İnternet üzerinden bilet satmaktan tutun, düzenli gönderdiğiniz ve ölçümlediğiniz e-bültenlerle taraftar ilişkisini devamlı sıcak tutmaya kadar pek çok interaktif araç Türkiye'de spor pazarlaması adına verimli kullanılmayı bekliyor.

Taraftarı, sac ayağının marka ve spor kurumu dışındaki ayağı olarak görüp, hem spor pazarlaması yapan markanın hem de spor kurumunun hedeflerine ulaşabilmesi için kişiye özel, birebir iletişim çalışmaları interaktif kanallarla yapılmalı.

Sporseverlerin ilgilendikleri spor dalı ile olan tüm ilişkilerini gözden geçirip, bunun hangi aşamalarında interaktif kanalları devreye sokabileceğimizi bulmak, o kitleyi spora daha yakın hale getirmek için çok önemli.

Bu uygulamalar bazen Adidas'ın senhangitaraftasin.com kampanyası gibi spor temasını kullanan bir advergaming (oyun-reklam) projesi de olabilir, bazen Honda Motosiklet'in yaptığı gibi hedef kitlenin motosikleti hayatının neresinde gördüğünü anlamamızı kolaylaştıran web tabanlı fotoğraf gönderme yarışması da.

Spora para yatıran her kim ise, taraftarın markalar için değil, hatta müsabaka için bile değil, sadece ve sadece (fanatizmi bir tarafa bırakıyorum) iyi vakit geçirmek için tribünleri doldurduklarını ve bu hissiyatın müşterisi oldukları unutmamalı.

Hatta bunu en çok, biz pazarlama insanlarının hatırlaması gerekiyor sanırım...


Serhat Akkılıç
Yönetim Kurulu Üyesi
Project House