|
SMJ’in geçtiğimiz sayısı Blogging özel sayısı idi. Blogging’in internet üzerinde kendini ifade ediş biçimi konusunda bir nevi demokratikleşme aracı olduğu ile ilgili fikirler de vardı yazarlardan gelen. Podcasting (podyayınlar) da internet üzerinde kendimizi ifade edişimizin yepyeni biçimi.
Podyayınları pek çok açıdan analiz edebiliriz, bir pazarlamacıyı ilgilendirebilecek olanlardan bazılarını SMJ okurları için özetlemek istedim:
- Hedef kitle zamana ve içeriğe daha çok hükmedebiliyor.
Çok değil birkaç yıl önce en sevdiğiniz diziyi televizyonda kaçırdığınızda pek bir şansınız olmazdı. Şu anda eğer yeterince popülerse, büyük bir ihtimalle internet üzerinden indirip seyretme/dinleme şansınız var. En sevdiğim talk show’u yayınlandığı saatte dinlemek zorunda değilim. Trafikte takıldığımda, arabamın içindeyken, sabah koşusunda, “hiçbir şey” yaparken, etrafı seyrederken, kısaca ne zaman istersem, istediğim içeriği “tüketme” şansına sahibim. Podcasting, içerik bombardımanıyla karşı karşıya kalmış hedef kitle için oynayabileceği “zaman” kozu. Kontrolü ele geçirmeye başladığının sinyali.
Medya planlamacıları, daha çok dinlenen her podcast ile, PVR cihazlarındaki her 1 puanlık penetrasyon artışı ile, varolan planlama paradigmalarını değiştirmeye bir adım daha yaklaşıyorlar.
Uzun lafın kısası, sekerek hareket eden hedef kitle bir de podcasting’e alıştığında, varolan araçlarla onu 12’den vurmak artık daha da zor olabilir.
- İçerik üretip dağıtmanın maliyetinin neredeyse sıfır olması
Dünyanın en çok dinlenen podyayınları arasında en popüler olanları, tamamen amatör ruhla üretilen bir içeriğe sahip. Bu şu anlama geliyor: Gazetecilik eğitimi almış komşunun yeni yetme kızı, BBC’ye kafa tutabilecek bir araştırmayı internet üzerinden yapıp podcast olarak yayınlayabilir! Prodüksiyon kalitesi mi dediniz? Dert etmeyin, istediğiniz bir freelance ile internet üzerinden anlaşıp dünya üzerindeki herhangi bir stüdyodan istediği kalitede hizmeti alması mümkün! Hadi alamadı diyelim, çok da önemli mi acaba? İletişimin estetik operasyon geçirmemişinin tüketici katında daha makbul olduğu çağımızda, farkı yaratan da içerik değil mi?
Belki herkes değil, ama iyi yazan, iyi konuşan, kafası çalışan, içerik üretimi elinden gelen herkes, Andy Warhol yaşasaydı kulaklarını daha fazla çınlatabilirdi herhalde.
- İçeriğin granüler boyutta üretilmeye / tüketilmeye başlanması
En sevdiğiniz talk-show’un sadece en sevdiğiniz kısmının yalnızca bir bölümünü internet üzerinden bulup, taşınabilir herhangi bir cihaza indirip, istediğiniz zaman seyredebilirsiniz! İçerik üretimi yapan bütün kurumlar, bu içerik üretimini kendi markaları için pazarlama iletişimi aracı olarak kullanmak isteyen bütün pazarlama uzmanları, tehdit ve fırsatlar üzerine bir kez daha düşünmeliler. Mikro seviyelerde tercih edilen içerik, acaba terzi usülü mü üretilmeli? Her sabah haberleri almak için girdiğiniz internet sitesi sizin kişisel özelliklerinize göre içerik üretiyorken, radyo/TV kanalınız da size özel program mı üretecek gelecekte?
Google Video, youtube.com gibi servisler içeriklerini sunarken, istediğimiz anahtar kelimeyle ilgili bir filmi karşımıza çıkartabiliyorlar. Ne hissettiğimizi klavyenin tuşlarına girerek ona uygun görsel, veya işitsel bir içeriğe ulaşmak kulağa futuristik gelse de, siz bu satırları okurken birileri bunu kodluyor olabilir, belki de yaptı bile!
- Pazarlama karmasında podcast
Podcast’i pazarlama planınız içine doğru alabilmek, içerik tarafında önemli bir planlamayı gerektiriyor. Samimi olarak içerik üretenle, markasına bir şey söyletmek isteyenler arasında amaç ve tarz farklılıkları var. Çok da uzak olmayan bir gelecekte bu ikisinin geleneksel olarak salt “sponsorluk” çatısı altında bir araya getirilmesi her iki tarafı da mutsuz edebilir. Reklamlarla bölünen, ilintisiz markaların sponsorluğunda üretilen her türlü içerik, artık binlerce sponsorsuz içeriğe eskiye göre daha kolayca ulaşabilen tüketicimiz için “sırıtan” iletişim uygulamaları olabilir?
Geleceği bırakıp şu ana ve Türkiye’ye baktığımızda, gözü açık ve risk almayı seven markalar için, özellikle gençleri hedefleyen markalar için önemli fırsatlar var. “Celebrity Marketing” denilen ünlülere dayalı pazarlama iletişimi kampanyalarını binlerce küçük podcast’e bölüp (Yeter ki, ürünümüz, ünlünün gölgesinde kalmasın), internet üzerinde virütik olarak dağılmalarını sağlamaktan, hep merak edilen özel hayatı etik ve marka açısından değerlere uygun olarak mp3 çalarlara taşımaya kadar bir çok proje, en azından bizim ofiste telaffuz edilmeye başlandı.
Elbette taşınabilir medya cihazlarının Türkiye’deki penetrasyonuna bakmak lazım, elbette hedef kitleniz buna ne tepki verecek ölçüp biçmek lazım, elbette ayakların yere basması lazım, ama hiç kimse inkar edemez ki, podcast nedir bilmediğimiz zamanlarda internetten indirilen mp3 formatındaki Cem Yılmaz reklam replikleri ofislerin sabah eğlencesi olarak baş köşeye kurulmuştu! Beyaz yakalılara ulaşmak mı dediniz??
Son olarak pazarlama içeriğine ilgi duyan okurlarımız için minik bir sürprizi paylaşmak istiyorum. Marketing Türkiye’nin Project House’la beraber gerçekleştirdiği “Talk Marketing” isimli proje Türkiye’nin ilk marketing podcast’i olacak, Türkiye’de üretilen pazarlama içeriğini podcast olarak mp3 çalarınıza indirebilmenize imkan verecek. Özetle Türkiye’de, Türkçe, pazarlama sektöründen gelecek içeriklere de açık olacak pazarlamanın podyayını başlıyor. Deneysel, heyecan verici ve bir dolu öğrenme fırsatı da bizleri bekliyor. “Pazarlama İnsanı”nın işi de, hemen öğrenip, hemen uygulamak değil mi zaten?
Serhat Akkılıç
Project House Yönetici Ortağı
|